Zeynep
New member
Bazen kahramanın simitçiye para uzatması yeterli.
Bazen iki insanın aynı masada oturup konuşmaması yeterli.
Bazen bir balıkçının gün sonunda ağlarını toplaması bile bir hikâyenin merkezine dönüşebilir.
Erkek Karakter Çözüm Peşinde, Kadın Karakter İlişkinin Peşinde mi? İşte Burada Durup Düşünelim
Durum hikâyesini anlatırken karakterleri “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye kutulara koymak türün ruhuna da pek uymaz.
Çünkü iyi bir hikâye karakteri cinsiyetinden ibaret değildir.
Yine de farklı karakterlerin olaylara yaklaşım biçimlerini göstermek için iki örnek üzerinden ilerleyebiliriz.
Örneğin Murat adlı bir karakter düşünelim. İş yerinde arkadaşıyla sorun yaşıyor. Murat doğrudan çözüm arıyor:
“Ne oldu? Konuşalım. Sorunu bulalım. Bir daha böyle olmasın.”
Aynı ortamda Elif adlı başka bir karakter olabilir. O ise önce ilişkinin kendisine bakıyor:
“Bunu söylerken neden kırılmış olabilir? Asıl mesele bu tartışma mı, yoksa bir süredir biriken başka bir şey mi?”
Burada Murat erkek olduğu için çözüm odaklı, Elif kadın olduğu için empatik olmak zorunda değildir.
Tam tersine, hikâyeyi ilginç yapan şey karakterlerin bu kalıpları bozabilmesidir.
Murat son derece empatik olabilir.
Elif son derece stratejik davranabilir.
Deniz hem çözüm üretip hem karşısındaki kişinin duygusunu dikkate alabilir.
Ayşe ise “Önce bir çay içelim, sonra dünyanın bütün problemlerini çözeriz.” diyebilir.
İşte gerçek karakter çeşitliliği burada ortaya çıkar.
Durum hikâyesi açısından da bu çeşitlilik çok değerlidir. Çünkü karakteri tanımlayan şey yalnızca yaptığı büyük hareketler değil, küçük tepkileridir.
Bir insan özür dilediğinde ne söyler?
Sessiz kaldığında nereye bakar?
Tartışmadan sonra ilk mesajı kim atar?
Bir arkadaşının başarısını duyduğunda yüz ifadesi nasıl değişir?
Bunlar karakterin iç dünyasına açılan küçük kapılardır.
Durum Hikâyesinde Mizah Neden Bu Kadar İşe Yarar?
Çünkü günlük hayat zaten başlı başına absürt.
Sabah alarmı çalar.
İnsan alarmı kapatır.
“Beş dakika daha.”
Beş dakika sonra tekrar alarm.
Bir insanın aynı hatayı yedi kez yapmasına rağmen sekizinci sabah “Bugün erken kalkacağım” demesi bile başlı başına durum hikâyesidir.
Burada kahramanın büyük bir maceraya çıkmasına gerek yoktur.
Yatağın içindeki mücadelesi yeterlidir.
Üstelik mizah yalnızca güldürmek için kullanılmaz. Karakteri görünür hâle getirir.
Mesela bir adam toplantıda çok ciddi görünürken masanın altında çorabının tekini çıkarmaya çalışıyorsa, bu küçük ayrıntı onun resmî görüntüsüyle gerçek hâli arasındaki farkı gösterir.
Bir kadın arkadaşına “Hiç umurumda değil” dedikten sonra telefondaki mesaj ekranını on iki kez kontrol ediyorsa, burada da insan davranışının tatlı bir çelişkisi vardır.
Durum hikâyesi böyle ayrıntıları sever.
Çünkü insan zaten çelişkilerden oluşur.
Peki Durum Hikâyesinde Neden Büyük Bir Son Olmayabilir?
Çünkü gerçek hayat da çoğu zaman “final sahnesi” ile ilerlemez.
Bir pazartesi sabahı yaşadığımız bir konuşmanın etkisi cuma günü ortaya çıkabilir.
Bir arkadaşımızın söylediği tek cümleyi aylar sonra hatırlayabiliriz.
Bir sokaktan geçerken yıllar önce yaşadığımız bir anı birdenbire hatırlayabiliriz.
Bunların hiçbiri klasik bir olay örgüsüne ihtiyaç duymaz.
Durum hikâyesi de okuyucuya bazen böyle bir alan bırakır.
Hikâye biter ama karakterin hayatı bitmez.
Hatta bazı durum hikâyelerinde okuyucu “Acaba sonra ne oldu?” diye düşünür.
Fakat burada önemli olan, yazarın her soruya cevap vermek zorunda olmamasıdır.
Bazen cevap vermemek, anlatımın bir parçasıdır.
Bir Durum Hikâyesini Okurken Kendimize Hangi Soruları Sorabiliriz?
Bir metnin durum hikâyesi olup olmadığını anlamaya çalışırken şu sorular oldukça işe yarar:
Hikâyede büyük bir olay mı var, yoksa belirli bir an mı öne çıkıyor?
Karakterlerin ruh hâlleri ve ilişkileri olaylardan daha mı önemli?
Metin kesin bir sonuca mı ulaşıyor, yoksa açık bir kapı mı bırakıyor?
Serim, düğüm ve çözüm bölümleri belirgin mi?
Yazar okuyucuya her şeyi açıklıyor mu, yoksa bazı şeyleri sezdiriyor mu?
Gündelik yaşamdan sıradan görünen bir an, hikâyenin merkezine dönüşmüş mü?
Bu soruların çoğuna “evet” cevabı veriliyorsa durum hikâyesi ihtimali güçlenir.
Nitekim Millî Eğitim Bakanlığına ait materyallerde durum hikâyesinin merak unsurunu arka plana aldığı, günlük yaşamdan bir kesite odaklandığı ve klasik serim-düğüm-çözüm düzenine bağlı kalmadığı açıklanıyor.
Durum Hikâyesini Akılda Tutmanın En Kolay Yolu
Ben bunu şöyle hatırlamayı daha eğlenceli buluyorum:
Olay hikâyesi kamerayı hareket ettirir.
Durum hikâyesi kamerayı bir yerde tutar.
Olay hikâyesinde kamera bir karakteri takip eder, kapı açılır, biri gelir, bir şey öğrenilir, çatışma büyür ve sonuç ortaya çıkar.
Durum hikâyesinde kamera bazen sadece bir masanın üzerindeki kahve fincanına bakar.
Ama o fincanın yanında duran telefon, okunmamış mesaj ve karakterin dalgın bakışı bize çok daha fazlasını söyleyebilir.
Yani mesele kameranın ne kadar hareket ettiği değil, neyi fark ettiğidir.
Sonuç: Durum Hikâyesinin Diğer Adı Nedir?
Kısa cevap:
Durum hikâyesinin diğer adı kesit hikâyesidir. Ayrıca Anton Çehov’la özdeşleştiği için Çehov tarzı hikâye veya Çehov biçimi hikâye olarak da adlandırılır.
Türün temelinde günlük yaşamdan bir kesit, insanın ruh hâli, ilişkiler, gözlemler ve atmosfer bulunur. Olay örgüsü tamamen yok olmak zorunda değildir; ancak klasik olay hikâyesindeki kadar belirleyici değildir. Serim-düğüm-çözüm düzeni zorunlu değildir ve hikâye açık uçlu bir izlenim bırakabilir.
Türk edebiyatında Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal bu anlayışın öne çıkan temsilcilerindendir.
Belki de durum hikâyesini anlamanın en güzel yolu şu soruda saklıdır:
Bir hikâyede gerçekten hikâye olması için mutlaka büyük bir şey yaşanması gerekir mi?
Belki de cevap hayırdır.
Çünkü bazen hikâye, trenin kaçmasında değil; istasyonda bekleyen kişinin trene binmekten son anda vazgeçmesindedir.
Bazen mesele kavganın kendisi değil, kavga bittikten sonra iki kişinin aynı masada sessizce oturmasıdır.
Bazen de hiçbir şey olmaz.
Ve tuhaf biçimde, tam da bu yüzden çok şey anlatılmış olur.
Yanıtı daha akıcı ve derli toplu yapTekrarlanan açıklamaları kısalt
Yanıtı daha akıcı ve derli toplu yap
Tekrarlanan açıklamaları kısalt
Kaynak göndermelerini metne doğal yerleştir
Bazen iki insanın aynı masada oturup konuşmaması yeterli.
Bazen bir balıkçının gün sonunda ağlarını toplaması bile bir hikâyenin merkezine dönüşebilir.
Erkek Karakter Çözüm Peşinde, Kadın Karakter İlişkinin Peşinde mi? İşte Burada Durup Düşünelim
Durum hikâyesini anlatırken karakterleri “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye kutulara koymak türün ruhuna da pek uymaz.
Çünkü iyi bir hikâye karakteri cinsiyetinden ibaret değildir.
Yine de farklı karakterlerin olaylara yaklaşım biçimlerini göstermek için iki örnek üzerinden ilerleyebiliriz.
Örneğin Murat adlı bir karakter düşünelim. İş yerinde arkadaşıyla sorun yaşıyor. Murat doğrudan çözüm arıyor:
“Ne oldu? Konuşalım. Sorunu bulalım. Bir daha böyle olmasın.”
Aynı ortamda Elif adlı başka bir karakter olabilir. O ise önce ilişkinin kendisine bakıyor:
“Bunu söylerken neden kırılmış olabilir? Asıl mesele bu tartışma mı, yoksa bir süredir biriken başka bir şey mi?”
Burada Murat erkek olduğu için çözüm odaklı, Elif kadın olduğu için empatik olmak zorunda değildir.
Tam tersine, hikâyeyi ilginç yapan şey karakterlerin bu kalıpları bozabilmesidir.
Murat son derece empatik olabilir.
Elif son derece stratejik davranabilir.
Deniz hem çözüm üretip hem karşısındaki kişinin duygusunu dikkate alabilir.
Ayşe ise “Önce bir çay içelim, sonra dünyanın bütün problemlerini çözeriz.” diyebilir.
İşte gerçek karakter çeşitliliği burada ortaya çıkar.
Durum hikâyesi açısından da bu çeşitlilik çok değerlidir. Çünkü karakteri tanımlayan şey yalnızca yaptığı büyük hareketler değil, küçük tepkileridir.
Bir insan özür dilediğinde ne söyler?
Sessiz kaldığında nereye bakar?
Tartışmadan sonra ilk mesajı kim atar?
Bir arkadaşının başarısını duyduğunda yüz ifadesi nasıl değişir?
Bunlar karakterin iç dünyasına açılan küçük kapılardır.
Durum Hikâyesinde Mizah Neden Bu Kadar İşe Yarar?
Çünkü günlük hayat zaten başlı başına absürt.
Sabah alarmı çalar.
İnsan alarmı kapatır.
“Beş dakika daha.”
Beş dakika sonra tekrar alarm.
Bir insanın aynı hatayı yedi kez yapmasına rağmen sekizinci sabah “Bugün erken kalkacağım” demesi bile başlı başına durum hikâyesidir.
Burada kahramanın büyük bir maceraya çıkmasına gerek yoktur.
Yatağın içindeki mücadelesi yeterlidir.
Üstelik mizah yalnızca güldürmek için kullanılmaz. Karakteri görünür hâle getirir.
Mesela bir adam toplantıda çok ciddi görünürken masanın altında çorabının tekini çıkarmaya çalışıyorsa, bu küçük ayrıntı onun resmî görüntüsüyle gerçek hâli arasındaki farkı gösterir.
Bir kadın arkadaşına “Hiç umurumda değil” dedikten sonra telefondaki mesaj ekranını on iki kez kontrol ediyorsa, burada da insan davranışının tatlı bir çelişkisi vardır.
Durum hikâyesi böyle ayrıntıları sever.
Çünkü insan zaten çelişkilerden oluşur.
Peki Durum Hikâyesinde Neden Büyük Bir Son Olmayabilir?
Çünkü gerçek hayat da çoğu zaman “final sahnesi” ile ilerlemez.
Bir pazartesi sabahı yaşadığımız bir konuşmanın etkisi cuma günü ortaya çıkabilir.
Bir arkadaşımızın söylediği tek cümleyi aylar sonra hatırlayabiliriz.
Bir sokaktan geçerken yıllar önce yaşadığımız bir anı birdenbire hatırlayabiliriz.
Bunların hiçbiri klasik bir olay örgüsüne ihtiyaç duymaz.
Durum hikâyesi de okuyucuya bazen böyle bir alan bırakır.
Hikâye biter ama karakterin hayatı bitmez.
Hatta bazı durum hikâyelerinde okuyucu “Acaba sonra ne oldu?” diye düşünür.
Fakat burada önemli olan, yazarın her soruya cevap vermek zorunda olmamasıdır.
Bazen cevap vermemek, anlatımın bir parçasıdır.
Bir Durum Hikâyesini Okurken Kendimize Hangi Soruları Sorabiliriz?
Bir metnin durum hikâyesi olup olmadığını anlamaya çalışırken şu sorular oldukça işe yarar:
Hikâyede büyük bir olay mı var, yoksa belirli bir an mı öne çıkıyor?
Karakterlerin ruh hâlleri ve ilişkileri olaylardan daha mı önemli?
Metin kesin bir sonuca mı ulaşıyor, yoksa açık bir kapı mı bırakıyor?
Serim, düğüm ve çözüm bölümleri belirgin mi?
Yazar okuyucuya her şeyi açıklıyor mu, yoksa bazı şeyleri sezdiriyor mu?
Gündelik yaşamdan sıradan görünen bir an, hikâyenin merkezine dönüşmüş mü?
Bu soruların çoğuna “evet” cevabı veriliyorsa durum hikâyesi ihtimali güçlenir.
Nitekim Millî Eğitim Bakanlığına ait materyallerde durum hikâyesinin merak unsurunu arka plana aldığı, günlük yaşamdan bir kesite odaklandığı ve klasik serim-düğüm-çözüm düzenine bağlı kalmadığı açıklanıyor.
Durum Hikâyesini Akılda Tutmanın En Kolay Yolu
Ben bunu şöyle hatırlamayı daha eğlenceli buluyorum:
Olay hikâyesi kamerayı hareket ettirir.
Durum hikâyesi kamerayı bir yerde tutar.
Olay hikâyesinde kamera bir karakteri takip eder, kapı açılır, biri gelir, bir şey öğrenilir, çatışma büyür ve sonuç ortaya çıkar.
Durum hikâyesinde kamera bazen sadece bir masanın üzerindeki kahve fincanına bakar.
Ama o fincanın yanında duran telefon, okunmamış mesaj ve karakterin dalgın bakışı bize çok daha fazlasını söyleyebilir.
Yani mesele kameranın ne kadar hareket ettiği değil, neyi fark ettiğidir.
Sonuç: Durum Hikâyesinin Diğer Adı Nedir?
Kısa cevap:
Durum hikâyesinin diğer adı kesit hikâyesidir. Ayrıca Anton Çehov’la özdeşleştiği için Çehov tarzı hikâye veya Çehov biçimi hikâye olarak da adlandırılır.
Türün temelinde günlük yaşamdan bir kesit, insanın ruh hâli, ilişkiler, gözlemler ve atmosfer bulunur. Olay örgüsü tamamen yok olmak zorunda değildir; ancak klasik olay hikâyesindeki kadar belirleyici değildir. Serim-düğüm-çözüm düzeni zorunlu değildir ve hikâye açık uçlu bir izlenim bırakabilir.
Türk edebiyatında Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal bu anlayışın öne çıkan temsilcilerindendir.
Belki de durum hikâyesini anlamanın en güzel yolu şu soruda saklıdır:
Bir hikâyede gerçekten hikâye olması için mutlaka büyük bir şey yaşanması gerekir mi?
Belki de cevap hayırdır.
Çünkü bazen hikâye, trenin kaçmasında değil; istasyonda bekleyen kişinin trene binmekten son anda vazgeçmesindedir.
Bazen mesele kavganın kendisi değil, kavga bittikten sonra iki kişinin aynı masada sessizce oturmasıdır.
Bazen de hiçbir şey olmaz.
Ve tuhaf biçimde, tam da bu yüzden çok şey anlatılmış olur.
Yanıtı daha akıcı ve derli toplu yapTekrarlanan açıklamaları kısalt
Yanıtı daha akıcı ve derli toplu yap
Tekrarlanan açıklamaları kısalt
Kaynak göndermelerini metne doğal yerleştir