Palyaçonun numarası nedir ?

Zeynep

New member
Birinin “Ne yapacağız?” sorusuna cevap vermesi gerekiyordu.

Diğerinin ise “Kimin neye ihtiyacı var?” sorusunu sorması.

İkisi birleşmeden gösteri devam edemiyordu.

Palyaçoların Tarihindeki İlginç Ayrıntı

Araştırdıkça palyaçoluğun düşündüğümden çok daha eski ve karmaşık bir kültürel geçmişe sahip olduğunu fark ettim.

Örneğin Smithsonian'ın palyaço tarihi üzerine hazırladığı çalışmalarda, palyaçoluğun İtalyan commedia dell’arte geleneğindeki karakterlerle bağlantısı anlatılıyor. Bu gelenekte belirli karakter tipleri, kostümler ve davranış biçimleri seyirci tarafından kolayca tanınabiliyordu. Smithsonian Institute+1

Daha ilginç olan ise palyaçonun tarih boyunca yalnızca “insanları güldüren kişi” olmaması.

Smithsonian'ın performans tarihçisi David Carlyon tarafından hazırlanan çalışmada, özellikle 19. yüzyıldaki bazı palyaçoların otoriteyle dalga geçtiği, toplumsal normları sorgulayan mizah kullandığı ve kimi zaman siyasi taşlamalara yer verdiği anlatılıyor. Smithsonian Institute

Yani palyaço bazen düzenin dışındaki kişiydi.

Kralın karşısında konuşamayan insanın söyleyemediğini söyleyebilen kişi…

Zenginle fakirin aynı gösteriyi izlediği bir ortamda herkesin güldüğü ortak bir karakter…

Belki de bu yüzden palyaço figürü zaman içinde değişti.

Bir dönem yetişkinlere yönelik gösterilerin önemli parçasıyken, daha sonra çocuk eğlencesiyle özdeşleşti. 20. yüzyılda televizyon ve popüler kültür bu algıyı daha da güçlendirdi. “Korkunç palyaço” imgesi ise sanıldığı kadar eski değil; modern popüler kültürde özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında belirginleşti. Smithsonian Institute+1

Bu bilgiyi öğrendiğimde eski kâğıda yeniden baktım.

Belki de “palyaçonun numarası” sorusu sadece bir telefon numarası arayışı değildi.

Belki soru şuydu:

Bir palyaço insanlara neden ihtiyaç duydukları şeyi söyleyebilir?

Son Dört Rakam

Murat sonunda 1987 yılına ait eski telefon rehberlerinden bir kayıt buldu.

Numaranın baş tarafı ilçenin o dönemki sabit hat sistemine aitti.

Son dört rakam ise…

4716.

Kâğıttakiyle aynıydı.

Bir an ikimiz de sustuk.

“Arayacak mısın?” diye sordum.

Murat:

“Numara artık kullanılmıyordur.”

Haklıydı.

Yine de eski numarayı çevirmedik.

Çünkü artık aradığımız şeyin telefondaki bir insan olmadığını anlamıştık.

Mimo'nun gerçek telefon numarası geçmişte kalmıştı.

Ama yaptığı “numara” hâlâ insanların hafızasındaydı.

Ayşe Hanım'ın anlattığı hikâyede…

Murat'ın bulduğu gazete kupüründe…

Ve 1987 tarihli o küçük kâğıtta.

Peki Palyaçonun Numarası Gerçekten Neydi?

Hikâyenin sonunda kâğıdın sahibini de öğrendik.

Kâğıdı yıllar önce mahalledeki çocuklardan biri yazmış.

Adı Cem'di.

Ayşe Hanım'ın oğlu.

Yani Mimo'nun yıllar önce ücretsiz bilet verdiği çocuk.

Cem büyüdüğünde sirkten ayrılan Mimo'yu bulmaya çalışmış.

Elindeki tek bilgi, kâğıtta yazılı telefon numarasıymış.

Fakat ulaşamamış.

Kâğıdın arkasına da şu cümleyi yazmış:

“Palyaçonun numarasını bilen beni arasın.”

Belki Cem aslında Mimo'nun numarasını arıyordu.

Belki de yıllar sonra ona teşekkür etmek istiyordu.

Ama ironik olan şu ki, Mimo'nun bıraktığı en önemli şey telefon numarası değildi.

Bir çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlamış olmasıydı.

Bugün Türkiye'de acil durumlar için farklı hizmetlerin tek numara olan 112 altında toplandığını resmi 112 Acil Çağrı Merkezi de belirtiyor. 112 Acil Çağrı Merkezi Ancak bizim hikâyedeki 4716 numarası artık yalnızca geçmişe ait bir hatıra. Gerçek bir acil durumda eski veya rastgele numaralar aranmak yerine 112 kullanılmalı. 112 Acil Çağrı Merkezi

Asıl “Numara” Belki de Buydu

Şimdi dönüp baktığımda, “Palyaçonun numarası nedir?” sorusunun cevabını tek bir rakamla vermek bana eksik geliyor.

Çünkü palyaçonun bir telefon numarası olabilir.

Bir sahne numarası olabilir.

Bir de insanların hafızasında kalan hayat numarası olabilir.

Mimo'nun yaptığı gösterinin ayrıntılarını kimse hatırlamıyordu.

Topun kaç kez havaya atıldığını, kaç çocuğun güldüğünü, gösterinin tam olarak kaç dakika sürdüğünü kimse bilmiyordu.

Ama bir annenin yıllar sonra hâlâ “Oğlumun yüzünü güldürdü” demesi her şeyi anlatıyordu.

Belki iyi bir gösterinin gerçek ölçüsü de budur.

Kaç kişinin alkışladığı değil…

Aradan kaç yıl geçmesine rağmen kaç kişinin hatırladığı.

Ve belki burada erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımıyla kadınların ilişkisel ve empatik yaklaşımı arasında da güzel bir denge var. Murat olmasaydı numaranın izini süremezdik. Ayşe Hanım olmasaydı o numaranın arkasındaki insan hikâyesini öğrenemezdik.

Biri parçaları birleştirdi.

Diğeri parçaların neden önemli olduğunu gösterdi.

Bence hayatın pek çok alanında da durum böyle.

Bir problemi çözmek için yalnızca doğru cevabı bulmak yetmiyor.

Bazen o cevabın kimin hayatını değiştireceğini de anlamak gerekiyor.

Şimdi size soruyorum:

Sizce “palyaçonun numarası” denildiğinde aklınıza ilk olarak telefon numarası mı geliyor, yoksa yaptığı gösteri mi?

Daha da önemlisi…

Hayatınızda yıllar önce karşılaşıp bugün hâlâ hatırladığınız bir yabancı var mı?

Belki bir öğretmen.

Belki bir otobüs şoförü.

Belki bir doktor.

Belki bir sokak sanatçısı.

Belki de hiçbir zaman adını bile öğrenmediğiniz bir palyaço.

Bazı insanların telefon numaraları silinir.

Bazı insanların yüzleri unutulur.

Ama bize kendimizi bir anlığına daha değerli hissettiren insanların “numarası” hafızadan kolay kolay silinmez.

Belki de Mimo'nun gerçek numarası 4716 değildi.

Belki onun gerçek numarası, yıllar sonra bile bir insanın yüzünde oluşturduğu gülümsemeydi.

Ve sanırım eski sandıktan çıkan o kâğıdı saklamamın nedeni de artık bu.
 
Üst